ANASAYFA   HAKKIMIZDA   FORUM   DOSYALAR   FOTO GALERİ   MESAJ PANOSU   İLETİŞİM
Üye Girişi
Yazıcılar Köyü
 
 Köşe Yazarları
 Dernek
 Haberler (53)
 Herşey Dahil (1)
 İslamiyet
 Kdz Ereğli
 Komşu Köyler
 Köyümüz
 Oyun
 Sağlık
 KAN BANKASI
Anket
 
Derneğimizin Gençler İçin Oluşturacağı Gençlik Kolunu Desteklermisiniz?

Evet
Hayır

Ankete katılmak için
üye girişi yapınız.


 
Linkler
 
 Zonguldak Valiliği
 Ereğli Kaymakamlığı
 Ereğli Belediyesi
 Enver ZENGİN Blog
 Yörem Medya
 Ajans67
 Değişim Gazetesi
SERKAN
 
 
Şenol GÜVEN
 
Şenol GÜVEN
SAYMAN

 


 
Orhan Gündüz
 
ORHAN GÜNDÜZ
KURUCU

 
Melike Çınar
 

Çocuk Köşesi 

Melike ÇINAR

Yazısı İçin Buraya Tıklayınız


 
Orhan Gündüz
 
           
                 SEVGİLİ KÖŞE YAZISI OKUYANLARI VE DERNEĞİMİZİN

ZİYARETÇİSİ TÜM DOSTLARIMA SELAMLAMLAR

Bundan önceki yazılarımdada sığara için bir yazı yazmıştım bakın şimdi bir yazı daha yazıyorum gündemin haberi neler yapılmakta şayet bu yazıyı okuyunca ne düşünürsünüz bilemem fakat ben çok şeylere takıntılıyım ve bunuda yayınlamadan yapamadım karar sizlerin

NE DEMİŞLERDİ: Sigara üretiminde domuz kanı, katkı maddesi olarak kullanılıyor...

İLK YANIT JTI'dan geldi:

Müslümanlara sigarayı bıraktıracak haber:

Avustralya’nın Sidney Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırma, tüm dünyada sigara filtrelerinde domuz kanında bulunan bir maddenin kullanıldığını ortaya çıkardı.

İDDİA BÖYLEYDİ:

Daily Mail’in haberine göre, Sidney Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Simon Chapman, sigara filtrelerinde domuz kanından alınan hemoglobin maddesinin kullanıldığını bildirdi. Prof. Chapman, domuz ürünleri konusunda hassas olan Müslüman ve Musevilerin bu konudan haberdar edilmesi gerektiğini bildirdi.

Prof. Chapman’a göre, sigara firmaları “ticari sır” kapsamına girdiğini gerekçe göstererek, sigaralarda kullandıkları katkı maddelerini açıklamıyorlar. Domuzu “haram” olara gören inanç mensuplarının bu haberden memnun olmayacaklarını belirten Avustralyalı profesör, tütün endüstrisine kullandıkları maddeleri açıklama zorunluluğu getirilmesi gerektiğini kaydetti.

Sidney Üniversitesi’nde gerçekleştirilen araştırmada, sigara filtrelerinde bir çeşit kan proteini olan hemoglobin saptandı. Hemoglobinin, filtrelerden geçen dumandaki zehirli maddelerin daha etkin bir şekilde süzülmesi için kullanıldığı açıklandı.

Prof. Chapman’a göre, bazı sigara üreticileri kullandıkları katkı maddelerinin büyük bölümünü açıklamakla birlikte, birçok maddeyi de “diğer katkı maddeleri” adı altında gruplayarak gizlediğini öne sürdü. Chapman bugüne kadar sadece Yunanistan’da bir sigara firmasının filtrelerde domuz kanından elde edilen hemoglobin kullanıldığını resmen açıkladığını belirterek, “Domuzu haram sayan bir inanca mensupsanız, sigarada kullanılan maddeleri bilme hakkınız var” dedi.

YANIT BÖYLE

JTI: Domuzdan elde edilmiş hiçbir katkı malzemesi yok

Japan Tobacco International (JTI), dünyada ve Türkiye’de ürettikleri hiçbir tütün ürününün filtre, harman içeriği veya paketleme malzemesinde, domuzdan elde edilmiş hiçbir katkı malzemesi bulunmadığını bildirdi.

JTI’dan, bugün bir günlük gazetede yayınlanan haberin ardından, kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla açıklama yapıldı.

JTI açıklamasında, “JTI olarak, dünyada ve Türkiye’de ürettiğimiz hiçbir tütün ürününün filtre, harman içeriği veya paketleme malzemesinde, domuzdan elde edilmiş hiçbir katkı malzemesi bulunmamaktadır” denildi.

Yakılan her sigara, IQ'yu düşürüyor

İsrail’de yaklaşık 20 bin genç üzerinde yapılan araştırmada, sigara içenlerin IQ’larının içmeyenlere oranla daha düşük olduğu berilendi.


Sheba Sağlık Merkezi’nde yapılan araştırmaya göre, kişi ne kadar çok sigara içerse IQ’su o kadar düşüyor. Günde bir paket içen gençlerin IQ’ları içmeyenlerden ortalama 7.5 puan daha az. Uzmanlar bu sonucunun nedenin tam olarak tespit edilmediğini, ancak çevresel faktörlerin etkili olabileceğini söyledi.

DUVARA SİNEN SİGARA DUMANI da KANSEROJEN

Tütün ve sigaranın, duman altı olanlar dahil tehlikeleri bilinirken, ABD'de yapılan yeni bir araştırma, duvarlara veya mobilyalara sinen, kalıntı halinde bulunan sigara dumanının da sağlık için tehlikeli olduğunu gösterdi.

Lawrence Berkeley National Laboratuvarı tarafından yapılan ve Amerikan Bilimler Akademisi dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, sigara yakıldığında, duman şeklindeki nikotin, evin duvarlarına, halılarına, perdelerine, mobilyalarına aylarca kalacak şekilde siniyor, tortu bırakıyor.

Araştırmada, bu kalıntı halindeki nikotinin kendisini çevreleyen nitrik asite tepki vererek, tütüne özgü kanserojen nitrozaminleri oluşturdukları görüldü. Araştırmacılar, bu nitrozaminlerin tütünün neden olduğu en aktif ve güçlü kanserojen maddelerden birisi olduğuna işaret etti.

Makalede, çoğunlukla toz yutma veya cildin halı ya da kıyafetlerle temasıyla geçen bu nitrozaminlere maruz kalmanın özellikle küçük çocuklar için tehlike yarattığına dikkat çekildi.
Araştırmacılar, sigara yakıldığında pencere açmanın ya da odayı havalandırmanın tehlikeyi azaltmadığını, sigaranın dışarda içilmesi gerektiğinin altını çizdi.

yinede siz bilirsiniz ister için ister bırakın bu sizin için sadece bir kuru kalabalık olabilir fakat düşünmek yeter bence herkese selamlar

orhan gündüz   


 
                                     
 15.03.2010
Ben bu mesajı tüm üyelere göndermeyi kendime vazife gördüm Atatürk kimdir ulu önder M.Kemal'i bilmek kuru kuruya konuşmak değil gerçekleriyle onu tanımaktır. Atayı tanımak din ile siyasi görüşleri karıştırmak değil,karıştıranlar şuan Atatürk düşmanı olmaktan başka ne biliyorlar o yenilikleri yapar iken din ya da ırk ayrımı yapmamış tüm insanlara değer vermiş bizlere müslümanlık yaşanacak din değil demememişken şuan sanki demiş gibi yaşıyoruz latin harfini yada inkılapları yaptıysa size din bilginizi bırakın dinden çıkın diyemi söylemiş olayları hep bu şekilde düşünen bizim zavallı türk milleti bölünmüş birbiri ardında kuyu kazar olmuş iken Avrupa bizim bu halimize ne kadar seviniyor biliyormusunuz ? 350 yıllık çınar ağacını ne yaptıysa çökertemeyen Avrupalı şuan geriden içine bıraktığı kurt ile çürümeye yüz tutmuş çınarın haline geçmiş karşısına gülüp seyrine devam ediyor yıllarca uğraşıp yıkamadığı çınar eğilmeye yüz tuttu diye sevinirken hala payına düşecek menfaati için yararlanacağı tasarıları canlandırıyor gözünde ben bu ağaçtan daha ne yapabilirim diye her şeyi altüst ettiler eğitim evlere şenlik eğitimin sonu hüsran eğitim yoksa mezar taşıda mı yok ? var elbet o da parası olana var para nasıl olacak nasıl kazanacağız varsa dayımız yada baba mırası satarız olur be oda mı yok Avrupalı dayım var o verir verir vermesine ama senin köle olman için verir çalışmadan kazanmanın peşine düşmüş bu millet varsa mıras yoksa namus o da yoksa sağ olsun conwey amca o verir bana peki nerde harcıyoruz kazancımızı yada parayı iş kurmak için mi ? Eğitim için mi ? ya bunlara ne gerek var ben kazanmışım binbir dümen ile başkası için ne uğraşırım demek var ya işte bu onların hoşuna gidiyor bu şekilde vatanı için değil menfaati için yetişen yada düşünen millet tek şeyi yapar yeri gelir menfati için satmıycağı yoktur elbet çok uzaklara gitmeye gerek yok çevremiz küçük köyümüz bile eskisi gibi insanlar birbirine yardım sever mi ? hiç bu gelişi güzel düşünme iyi bir düşün eskiden fakirlik vardı olmasına ama beraberlik vardı şimdi var gibi görünüyor her şey ama hepsi bitmekte eskiler hata yapmış yapmamış değil peki biz ne yapıyoruz buna karşılık ders aldık mı ? bundan     İKİ ŞEY VAR Kİ BUNLAR:
  
İki şey 'Kalitesiz İnsan'ın özelliğidir: 
1- Şikayetçilik 
2- Dedikodu 
  
İki şey çözümsüz görünen problemleri bile çözer: 
1- Bakış açısını değiştirmek 

2- Karşındakinin yerine kendini koyabilmek 
  
İki şey yanlış yapmanı engeller: 
1- Şahıs ve olayları akıl ve kalp süzgeçinden geçirmek 

2- Hak yememek 
  
İki şey kişiyi gözden düşürür : 
1- Demagoji (Laf kalabalığı) 

2- Kendini ağıra satmak (övmek, vazgeçilmez göstermek) 
  
İki şey insanı 'Nitelikli İnsan' yapar: 
1- İradeye hakim Olmak 

2- Uyumlu Olmak 

İki şey 'Ekstra Değer' katar: 
1- Hitabet ve diksiyon eğitimi almak 

2- Anlayarak hızlı okumayı öğrenmek 
  
İki şey geri bırakır: 
1- Kararsızlık 

2- Cesaretsizlik 
  
İki şey kaşif yapar: 
1- Nitelikli çevre 

2- Biraz delilik 
  
İki şey ömür boyu boşa kürek çekmemeni sağlar: 
1- Baskın  yeteneği bulmak 

2- Sevdiğin işi yapmak 
  
İki şey başarının sırrıdır: 
1- Ustalardan ustalığı öğrenmek 

2- Kendini güncellemek 
  
İki şey başarıyı mutlulukla beraber yakalamanın sırrıdır: 
1- Niyetin saf olması 

2- Ruhsal farkındalık 
  
İki şey milyonlarca insandan ayırır: 
1- Sorunun değil, çözümün parçası olmak 

2- Hayata ve her şeye yeni (özgün, orijinal, farklı) bakış açısıyla yaklaşabilmek 
  
İki şey gelişmeyi engeller: 
1- Aşırılık (mübalağa, abartı, ifrat) 

2- Felakete odaklanmış olmak 
  
İki şey çözüm getirir: 
1- Tebessüm (gülümseme) 

2- Sükut (susmak) 
  
İki şeyin değeri kaybedilince anlaşılır: 
1- Anne 
2- Baba 
  
İki şey geri alınmaz: 
1- Geçen zaman 
2- Söylenen söz 
  
İki şey ulaşmaya değerdir: 
1- Sevgi 
2- Bilgi 
  
İki şey "hayatta önemli olan her şey" içindir: 
1- Nefes alabilmek 

2- Nefes verebilmek 

 KALP KRİZİ NEDİR ?

Hastalığın belirtileri nelerdir?
İman tahtası dediğimiz göğüs kemiği üzerinde yaygın baskı tarzında bazen yanma, çeneye, boyna, sırta ve sol kola, zaman zaman her iki kola eforla gelir. Eğer kararlı bir koroner hastalığı ise genellikle ağrı hastayı durdurur ve dinlenmekle kısa sürede geçer. Eğer kararsız bir koroner hastalığı ise istirahat halinde 20 dakikanın üzerinde sürebilir ve dil altı tabletleriyle iyileşmez.
Göğüste ağrı hastalığın habercisi midir?
Göğüs ağrısı gerçekten bir kalp hastalığının habercisi olabilir. Ama her zaman ağrı olmayabilir ve önemli göğüs ağrısıyla mutlaka ayırt edilmesi gerekir.
Kalp krizi neden oluşur?
Koroner damarların ani olarak bir plağın yırtılması ya da damar içerisinde pıhtılaşması sonucu tam tıkanmasıyla oluşur.
Kalp krizi sırasında oluşan ağrıyı tanımamız için tarif edebilir misiniz?
Hasta, çok şiddetli bir yük koymuşçasına ağırlık hisseder ve ölüm korkusu içerisindedir. Terleme görülür. Ağrı, çene, boyun ve kola yayılabilir. Uzun sürelidir, ilaçlarla geçmez.
Kişi kalp krizi geçireceğini önceden anlayabilir mi? Ön belirtileri var mı?
Ön belirtiler vardır. Hasta genellikle bunları gözden kaçırır. Enfarktüsten bir hafta önce halsizlik ve yorgunluk görülür. Göğüs ağrısı şikâyeti oluşabilir ve gözden kaçabilir.
Kalp krizi sırasında hasta ve çevresindekiler neler yapmalı?
Telaş etmeden hasta hareketsiz bırakılmalı ve varsa dil altı ilaç verilmeli. Eğer kalp hastalığından eminseniz küçük dozlu aspirin çiğnetilebilir. Hasta süratle en yakın merkeze götürülmeli.
Kalp krizi sırasında öksürmek iyi mi?
Öksürük, ritim bozukluğu varsa onu düzeltir. Aort içindeki basıncı yükselttiğiniz için tıkalı damara daha fazla oksijen gitmesini sağlıyorsunuz. Bazı durumlarda hayat kurtarıcı olabilir öksürük.
Kalp krizinde hemen hastaneye gidilmeli mi, ambulans mı beklenmeli?
Şehirlerin belirli merkezlerine hastayı en yakın merkeze ulaştırmak için koroner ambulansların bulunması gerekir. Hasta merkeze en kısa sürede, en iyi şartlarla ve emniyetli bir şekilde ulaştırmalıdır.
Hastaneye götürülen kişiye hangi işlemler yapılır?
Koroner ambulanslarda her türlü gereksinimleri karşılayabilecek müdahale yapma imkânı vardır. Enfarktüste saniyeler önemlidir. Enfartüste sırayla üç saniye, üç dakika ve üç saat çok önemli. Çünkü hastayı canlandırdığınız zaman yaşama oranı artıyor. Koroner yoğun bakım ünitelerinin geliştirilmesiyle ölüm oranı azaltıldı. Birtakım merkezlere koroner ambulanslar konmalı ve bunlar üç dakika içinde hastanın evine ulaşmalı. Bu ambulanslarda elektro bile çekiliyor ve merkeze gönderilerek ne yapılması gerektiği söyleniyor. Koroner ambulanslar Türkiye'de tek tük var. Sayıları artırılmalı.


*Kaynak: http://www.radikal.com.tr/

 

 

 

   Horozla Köpeğin Konuşması Kurtların, kuşların dilinden anlayan Hazret-i Süleyman aleyhisselama gelen bir adam yalvarır:

- Ne olur ey Allah'ın nebisi bana da hayvanların dilini öğret de ben de konuştuklarından anlayayım. Süleyman aleyhisselam izin vermez:

- Olmaz, der. Sen onların konuştuklarını dinlersen sabredemezsin. Arkasındaki hikmetleri düşünemezsin.


Kurtların, kuşların dilinden anlayan Hazret-i Süleyman aleyhisselama gelen bir adam yalvarır:

- Ne olur ey Allah'ın nebisi bana da hayvanların dilini öğret de ben de konuştuklarından anlayayım. Süleyman aleyhisselam izin vermez:

- Olmaz, der. Sen onların konuştuklarını dinlersen sabredemezsin. Arkasındaki hikmetleri düşünemezsin.

Ne var ki adam ısrar eder. Süleyman aleyhisselam da adama hayvanların dilini öğretir. Sevinçle evine gelen adam çöplükteki köpekle horozun konuşmalarını dinlemeye başlar. Bir ara köpekten şu sözleri duyar. Yanındaki horoza diyor ki:

- Horoz kardeş, sen arpayla da buğdayla karnını doyurabilirsin. Biraz ötedeki taneleri yesen de ekmek kırıntılarını bana bıraksan olmaz mı, benim karnım çok açtır. Horoz şu cevabı verir:

- Sabret köpek kardeş, yarın buraya ağanın ölen eşeğini getirip bırakacaklar, bolca et yer, karnını iyice doyurursun. Bunu duyan ağa hemen koşar ahırdaki eşeği alıp pazarda satar. Kendi kendine söylenerek döner:

- İyi ki hayvanların dilini öğrendim, yoksa eşek elimde ölecekti.

Ertesi gün yine kulak kabartır çöplükteki seslere. Köpek sitem etmektedir horoza:

- Hani ağanın eşeği ölecekti de ben de bolca et yiyecektim ya? Horoz cevap verir:

- Ağanın eşeği öldü ölmesine de, satın alan zavallının elinde öldü. Ağa açıkgözlülük edip eşeği sattı. Ama üzülme, bu sefer ağanın atı ölecek. Buraya getirip bırakacaklar, bolca et yer karnını doyurursun. Ağa yine hızla kalkar, ahıra gidip atı alarak pazara götürüp satar. Dönerken de yine söylenir:

- İyi ki hayvanların dilini öğrendim, yoksa at da elimde ölecekti. Gelip yine merakla kulak misafiri olur. Bu sefer köpek daha yüksek sesle sitem ediyor:

- Horoz kardeş, beni yine aldattın. Hani ağanın atı ölecekti ya?

- Ağanın atı öldü ölmesine de, sattığı zavallının elinde öldü. Üzülme der, bu sefer daha büyük bir ziyafete konacağız hep birlikte. Köpek inanmaz.

- Hadi hadi beni yine aldatıyorsun. Horoz kesin cevap verir:

- Hayır, aldatma falan yok. Durum kesin. Çünkü der, bu sefer ağanın kendisi ölecek, malına gelecek olan bu defa kendi canına gelecek. Arkasından yemekler yapılıp etler pişirilecek, artanını da bizlere dökecekler, ye yiyebildiğin kadar. Ağa bunu duyunca şaşırır, sağa sola koşuşturmaya başlar, yok mu beni satın alacak biri, diye söylenir. Derken gece hastalanan ağa sabaha çıkmaz ölür. Arkasından yapılan yemek, pişirilen etlerden artanlar çöplüğe dökülür, uzun zaman hayvanlar ziyafete konmuş olurlar. Bu sırada horoz söylenir:

- İnsanlar, keşke canıma gelecek olan malıma gelsin, diyebilselerdi de hileye başvurmasalardı. Bunda da bir hayır vardır, diye düşünselerdi. Bunu diyemiyorlar maalesef. Sonra da mallarına gelen canlarına geliyor; ama pişmanlık fayda vermiyor...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Mehaba dostlarım uzun zaman oldu köşemizde yazı yazamadık  niyayet yeni yazımla sizlere bir faydam olur

                                                                                                                    01.11.2009 Öncelikle şunu belirtmeliyim. Elçiye zeval olmaz ben okudum sizinle de paylaşmak istedim.Bu yazı Y.Doç.Dr. Cemalettin CAMCI tarafından hazırlanmıştır Dün gece eve dönerken su almak üzere markete uğradım, görevliye şöyle sordum:1,5 lt. su var mı? Ama Turkuaz/Damla dışında lütfen turkuaz çıktığından beri bu şekilde su alıyordum artik.      Para verip kötü su içmeye hiç niyetim yok! Marketteki adamın dediklerini aynen aktarıyorum:Abi, ben o sudan satmıyorum. İnan ki gelen müşterilerden onda dokuzu senin söylediğin şeyi söylüyor. Peki, neden halen satıyorlar?' diye sordum.Abi, Turkuaz/Damla suyu, marketlere bedava veriliyor, satarsan kâra geçiyorsun, satmazsan öylece duruyor. Ama ben satmıyorum, çünkü alan yok.Ayrıca CocaCola satanın Turkuaz/Damla da satma zorunluluğu var, hatta Başka su sattırmamaya çalışıyorlar. Uzun söze gerek yok; hiç kimse almazsa, hiç kimseye satamazlar...Lütfen okuyun, okutun! Bir şeye dikkatinizi çekmek istiyorum.Türkiye'de bazı şişeli içme suları doğal kaynak suyu değil.Doğal kaynak sularında devlete para ödemeniz gerekiyor, artı bu tesislerin yatırım maliyeti çok yüksek.Dolayısıyla CocaCola ne yaptı,kaynak suyu araştırmalarının maliyetlerini çok yüksek bulduğu için Bursa/Kestel ovasındaki CocaCola fabrikasında derin kuyu pompalarıyla ovanın suyunu çekerek bunu da termostan geçirip filtre ederek hem CocaCola meşrubatını hem de Türkuaz/Damla'yı şişelemeye başladı.Türkuaz/Damla'nın etiketinin üst ve altındaki Kahverengi şeritlere dikkat edin: Sofra İçeceği' yazar. Devlet, CocaCola'nin uyanıklığını kanuna uydurmak ve uyanıklığa yapılacak itirazları bertaraf  etmek için böyle bir kural çıkardı!Binlerce dönümlük tarım arazisinin bulunduğuve CocaCola hariçhiçbir İsletmeye 'derin kuyu pompası' çakma izni verilmeyen Kestel ovasında,yeraltından çekilen su, filtre edilip daha sonra içine bazı mineraller katıldıktan sonra Türkiye'nin en ücra kasabalarına bile satılıyor ve lıkır lıkır içiliyor.Bazı yazlık kasaba ve köylerde neredeyse Turkuaz/Damla harici içme suyu bulamazsınız çünkü dağıtım ağı çok güçlü. Bayilere baskı bile olduğu yolunda duyumlar aldım.Turkuaz/Damla içmeye Devam edecekseniz, unutmayın, yapay bir su içiyorsunuz.Duyarlı bir vatandaş olarak konuya dikkatinizi çekerim. Her tarafı doğal kaynak sularıyla dolu memlekette, millete kuyu suyunu zorla ve de üstüne para alarak içiriyorlar.İçmeyin arkadaşlar! Gönderenin Notu:Kola'nın Ülkesi'nin 1960 lı yıllarda,Özellikle ilkokul Öğrencilerine Ücretsiz süt tozu, balık yağı ve peynir yardımı yaptığını,bu tarihlerden sonra Anadolu tarihinde ilk kez çocuk felci vakalarının görüldüğünü ve de sonraları Çocuk felci aşısının 'rutin aşılar' arasına sokulduğunu, bu aşıların bizlere büyük paralarla satıldığını HATIRLAYIN VE UNUTMAYIN.. Küba gibi bir ülkenin 'İnsan sağlığıyla ticaret olmaz' diyerek, (ABD de bile patent aldığı) kanser aşısını, yoksul ülkelere ilacı,isteyen Ülkelere de patentini Ücretsiz verdiği, buna karşın tüm AB / ABD / İSRAİL'in yapay hastalıklarla hazinemizi ve sağlığımızı emdiklerini  BİLİN VE UNUTMAYIN.. Ücretsiz' adını bile söylemeyen bu malum firmalar,Ücretsiz su veriyorlarsa bunun nedenini DÜŞÜNÜN VE BULUN!!  Yazan Y.Doç. Dr. Cemalettin CAMCI Fırat Üniversitesi Genel Cerrahi Elazığ-Türkiye Lütfen bu mail'i gönderebildiğiniz kadar çok kişiye gönderin !  Bu yazı alıntıdır ve malum kafa karıştırmıyor da değil doğrusu çok çeşit işler geliyor belki başımıza farkında bile değiliz yukarıdaki metin aynen olduğu gibi adı geçen doktor tarafından yazılmış bunu okuduktan sonrası çok şeyler kafa yorucu oldu benim için yıllardan beri eğitimde değişmeler et türünde çeşitli hastalıklar griplerin ölümcül olması tek bir şeyi aklıma getiriyor Osmanlı tokatı yiyen Avrupalının yıllar sonrası bunun acısını çıkartma çabası değilde ne bu ? Çıkan kargaşa o zaman imanı sağlam olan toplum var diye bunların ilk önce inancını sonra birbirine olan güvenini sarsmak gerek diyen nihayetinde yılların meyvalarını almaya başladılar biz hala onların yaşam tarzına ve gündemine merak salalım neden geçmişte vatan için canının pahasına savaşan dedelerimizin bize bıraktığı vatana birlik beraberliğimize sahip çıkmıyoruz neden başkasının sömürgesi altına girmek çok mu güzel bir şey anlamış değilim ve kimselerinde anladığını sanmıyorum açıkçası gençlik merakı almış gidiyor teknoloji dedeğin iyi şeyler için kullanırsan iyi yoksa niyetin kötü olduktan sonra teknolojini kabahati ne onlar Kur’an-ı Kerim okuyup dünyanın gizli sırlarını çözmeye çalışırken bizlerde onların bize açtığı sohbet odalarındaki kızların dekoltesini inceleyelim sonrada eee adamlar dünyanın devi onlar çalışıp buluyor ya biz ne ile meşgul oluyoruz düşündünüz mü ? Hiç gerek yok düşünmeye adamlar haklılar onların tek bir amacı var dünyadaki dev olmak herkesi sömürge altına almak muhtaç kılmak çok uzağa gitmeye gerek yok lüks yaşıyoruz lüks tarla yok bağ bahçe yok ekip dikmek yok nasıl olsa geliyor manav arabası nasıl olsa geliyor ekmek arabası ya bir gün gelmedi ne yapacaksın düşündün mü ? hiç hayatında bağ bahçe işini bilmeyen insan ne anlar o anda ne yapar yada hiç ekin ekmemiş tarlada çalışmamış insan ne bilirde ne yapar ya bir kere olsun aklımızı kullansak o bile yeter kışın kar yağdığı vakit köy yolu kapanınca ekmek arabası gelmeyince elektrik olmayınca yaşam felç mi ? değil mi ? oysaki eskiden herkesin buğdayı olurmuş kilerde bir kış boyu yiyecek bizim var mı ? düşünün bakalım aklıma gelmişken okuduğum bir makale vardı bir zamanlar karınca ile çekirge herkes bilir bunu fakat burada bir incelik var biliyormusunuz bir karınca bir buğday tanesini taşıyor kendinin iki katı büyüklükte hiç düşündünüz mü peki taşıdığı o taneciği ne kadar zamanda yediğini tabiî ki hayır durun tahmin edelim evet bir buğdayın yarısını tam bir yılda tüketiyormuş peki ne zoru var diğer parçayı da taşıyor bunu bilen yine düşünelim belki gelecek yıl hayatta kalırsam bulamam diye ya gözümüze ufacık gelen canlı buna kafa yorabiliyor da ya biz neyse daha çok örnekler vermek diğer zamanlara kalsın bu günlük yeter görüşmek dileği ile esen kalın hoş kalın dünyada yaşadığımız güzellikler daima olmasını temenni eder uyanık iken uyumak kadar kötüsü yok uyanık olun kendinize iyi bakım selamlar görüşmek üzere Allaha emanet olun. 

Yeşili çok seven bir kişinin hikayesi   30 AĞUSTOS 2009

Yolda karşılaştığımızda ezan okunuyordu. "Gel seni camiye götüreyim", dedim. "Bugün Cuma biliyorsun." "Sen de benim camiye gitmediğimi biliyorsun," dedi. "Biliyorum ama,sebebini gerçekten merak ediyorum." "Ne bileyim olmuyor işte, dedi. Hem pantolonumun ütüsü bozulup, dizleri çıkar diye endişe ediyorum." Gayri ihtiyari gülmeye başladım. "Herhalde şaka yapıyorsun," dedim. "Bunun için cami terk edilir mi?" "Ciddi söylüyorum," dedi. Giyimime ve özellikle yeşile düşkün olduğumu bilirsin." Gerçekten öyleydi. Giydiği birbirinden güzel elbiseleri mutlaka yeşilin bir başka tonundan seçer ve her zaman ütülü tutardı. "Peki, dedim. Hayatında hiç camiye gitmedin mi?" "Çocukken dedemle birkaç kere gitmiştim," dedi. Hem o yaşlarda dizlerim aşınacak diye herhalde endişe etmiyordum. Fakat artık camiye gidebileceğimi zannetmiyorum. Söyledikleri beni son derece şaşırtmış ve bu konuyu açtığıma pişman etmişti. Daha sonra el sıkışıp ayrıldık. Onunla konuşmamızdan 2 ay sonra,kendisinin camide olduğunu söylediler.Hemen gittim. Bahçedeki namaz saflarının en önünde duruyordu ve üzerinde yine yeşiller vardı. Yavaşça yanına yaklaştım ve kısık bir sesle: "Hani, dedim.Camiye gelmeyecektin?" Hiç sesini çıkarmadı. Çünkü musalla taşının üzerinde, yeşil örtülü bir tabut içinde yatıyordu. "HER NEFİS ÖLÜMÜ TADACAKTIR.

GÜZEL BİR HİKAYE SİZLERE BENDEN    

Genç adam iyi bir terziymiş. Bir dikiş makinesi ve küçücük bir dükkânı varmış. Sabahlara kadar uğraşıp didinir ama pek az para kazanırmış. Çok soğuk bir kış gecesi dükkanı kapatırken elektrik sobasını açık unutmuş ve çıkan yangın onun felaketi olmuş. Artık ne bir işi varmış ne de parası. Günler boyu iş aramış ama bulamamış... Yük taşımış, bulaşıkçılık yapmış, yine de evinin kirasını ödeyecek kadar para kazanamamış. Sonunda ev sahibinin de sabrı taşınca, küçük bir bavula sığan eşyalarıyla sokakta bulmuş kendini...
Mevsim kış, hava ayaz olsa da genç adamın köşedeki parktan başka gidecek yeri yokmuş. Bir sabah iş arayacak derman bulamamış bacaklarında. Açlıktan ve soğuktan bitkin bir şekilde bankta otururken, kocaman bir araba yanaşmış kaldırıma. Arka kapıyı açmaya çalışan şoförü kızgınlıkla yana itmiş arabadan inen yaşlı adam,
"Yalnız bırakın beni, parkta dolaşırsam belki sinirim geçer" diye söylenmiş.
Zengin bir işadamı olduğu her halinden belli olan ihtiyar, birkaç adım attıktan sonra bankta titreyen terziyi görmüş. Terzi, adamın üzerindeki paltoya bakıyormuş dikkatle. Birden siniri geçiveren ihtiyar,
"Zavallı adamcağız kim bilir nasıl üşüyordur, ona nasıl yardım etsem acaba?" diye düşünmeye başlamış.
Oysa terzinin düşlediği paltonun sıcaklığı değilmiş. O, çok kalın ve kaliteli bir kumaştan üretilen bu paltonun sahibine hiç de yakışmadığını ve onun vücuduna uygun şekilde dikilmediğini düşünüyormuş. Yaşlı işadam, terzinin yanına yaklaşıp,
"Ne o evlat, bu ayazda parkta donmuşsun. İstersen paltomu sana verebilirim" deyince,
"Hayır, teşekkür ederim. Ben sadece bu paltonun size göre olmadığını düşünüyordum. Kumaşı fazla kalın ve sizi olduğunuzdan şişman göstermiş" diye yanıt vermiş terzi.
Yaşlı adam bu cevabı alınca hayli şaşırmış. Çünkü o da üzerindeki paltoya onca para ödediği halde kendisine bir türlü yakıştıramıyormuş.
"Soğuktan titrerken nasıl böyle bir şeye dikkat edebiliyorsun?" diye soran yaşlı adam,
"Ben terziyim" yanıtını alınca
"Benimle gel, hayat hikayeni yolda anlatırsın" diyerek arabaya bindirmiş bizim terziyi.
Bu karşılaşma, terzinin hayatındaki dönüm noktası olmuş. Böyle yetenekli bir insanın işsiz ve evsiz kalmasına çok üzülen iyiliksever yaşlı adam, terziye bir dükkan açmasına yetecek kadar para vermiş. Bunun karşılığında tek istediği kendi giysilerini bu genç adamın dikmesiymiş. Terzi yeniden bir işe hem de kendi işine başlamanın heyecanıyla deliler gibi çalışmaya başlamış. Bu arada yaşlı işadamı da desteğini esirgemiyor, onu kendi çevresinden zengin kişilerle tanıştırarak yeni siparişler almasını sağlıyormuş. Küçük dükkân önce kocaman bir modaevine dönüşmüş, sonra da pek çok ünlü marka için üretim yapmaya başlamış. Terzi artık "ünlü işadamı" diye anılır olmuş.

Bir gün ihtiyar adam onu ziyarete gitmiş. Terzi çok büyük bir iş bağlantısı yapmak üzere yurt dışına gidecekmiş ve uçağa yetişmesine az bir zaman varmış. Biraz sohbet ettikten sonra yaşlı adam birden fenalaşmış, kalp krizi geçiriyormuş. Hemen bir ambulans çağırılarak hastaneye kaldırılmasını sağlamış. Yeni işadamımız ise büyük işi kaçırmak istemediği için uçağa yetişmiş. Yaşlı adam krizi atlatmış ve uzun süre hastanede yatmış, bir yandan da sadece bir kez telefon ederek durumunu soran terziyi bekliyormuş. Fakat terzi daha çok para kazanmak için oradan oraya koştururken bir türlü yaşlı adamı ziyarete gidememiş.
Aradan o kadar uzun bir süre geçmiş ki bu sefer de utancından yaşlı adamın kapısını çalamaz olmuş. Bir süre sonra terzinin işleri yolunda gitmemeye başlamış. Fabrikalarını kapatmak zorunda kalmış ve elinde kala kala yine küçücük bir dükkan kalmış. Utana sıkıla yaşlı adama koşmuş hemen nerede hata yaptığını sormak için. Son derece kırgın olan ihtiyar yine de onu kabul etmiş ama anlatacağı öyküyü dinledikten sonra hemen çıkıp gitmesini istemiş.

Ve başlamış anlatmaya:
"Bir zamanlar fakir bir oduncu varmış. Ormandaki bir kulübede yaşar ve odun keserek hayatını kazanırmış. Bir gün kulübesinde yangın çıkmış ve bu yangın bütün ormanı kül etmiş. O çevrede kimse ona güvenip iş vermeyince, çıkınını alan oduncu, eşeğine binip yola koyulmuş.

Ağaçların arasında yürürken birinin kendisine seslendiğini duymuş. Başını kaldırınca konuşanın bir bülbül olduğunu görmüş. Bülbül ona
"Senin haline çok üzüldüm, şimdi öyle bir büyü yapacağım ki eşeğin çok güzel şarkı söylemeye başlayacak, sen de onunla gösteriler yapıp çok para kazanacaksın" demiş.
Gerçekten de eşek birbirinden güzel şarkılar söylemeye başlamış. Oduncu o şehir senin bu kasaba benim dolaşıp eşeğine şarkı söyletiyor ve herkes onları izlemek için birbiriyle yarışıyormuş. Oduncu ve şarkı söyleyen eşeği bütün ülkede ünlenmişler. Bir gün yine bir gösteriye yetişmek için koştururlarken, bülbülün yardım isteyen sesini duymuş oduncu. Bir kedi bülbülü yakalamış ve yemek üzereymiş. Şöyle bir duraklamış ama gösteriye gitmemeyi, onca parayı kaçırmayı gözü yememiş, arkasına bakmadan kaçmış oradan. Gösteri başladığında ise eşeği her zamanki gibi güzel şarkılar söylemek yerine sadece bir eşeğin çıkarabileceği sesleri çıkarmış.

Oduncu kendisini şarlatanlıkla suçlayan izleyicilerin elinden canını zor kurtarmış. İşte o zaman bülbül ölünce büyünün bozulduğunu anlamış. Ben de senin bülbülündüm ve sen beni öldürdün, büyü de o yüzden bozuldu. Keşke güzel giysiler dikerken dostluk ipliğini koparmasaydın..."
Öyküyü dinleyince hemen çıkıp gitmiş terzi, çünkü söyleyecek bir sözü yokmuş...
Dostluk iplerinizi koparmamanız dileğiyle....!

16.07.2009                         ÖLÜM MELEĞİ DEMELİ      Yada                               SİGARANIN MEZİYETİNDEN BEL Kİ !  Boyu küçük marifeti ve meziyeti büyük bir ürün demek geçiyor aklımdan ve öylece başlamış oluveriyorum sözüme; İnsan yaşamına bir merak ya da içgüdüsünün dürtüsünden mi  ?  ya da zayıflığından mı tartışılır artık girivermiş gönüllere akıllara durgunluk verircesine. Düşününce sadece duman tüttürme hevesi işte neymiş stres atıyormuş onu içen düşünmek için kullanıyormuş sadece, sanki onda bir ilham ve bir büyü varda akıllara durgunluk yerine açıklık getiriyor ondaki zifti karanlık dumanın insanın aklından daha üstünlüğümü var ki kendini kandırmak isteyene belki bu bulgu doğru merak edip hiç düşünmediniz mi ?                                                             

Sigara içenin kendine verdiği zarar ne boyutlarda sağlık açısından insan beynine ve bedeninde milyonları bulan hücre ölümlerine neden oluyor yok damar tıkanması yok solunun yetersizliği ve bir ömür boyu oksijen tüpüne bağlı kalabileceğiniz yada tekerlekli sandalyelere mahkum kaldığınızı hayal ettiniz mi ?                

Hiç ömrünüzün acımasızca katledilmesi akıllıca mı sizce ? sigara yüzünden bir organının bedeninden ayrılması yada yerine protez bir parçanın takılması ve bununla ömür sürdüreceğini organ nakli için günlerce kuyruklarda hastane köşelerinde bekleyenleri gördün mü hiç ?         

Bunlar sigaranın marifeti işte bununla bitmiyor her bir işte çalışmayan ve en pahalı sigarayı almak için ceplerindeki son kuruşları tezgahların önünde kuyruk oldukları kaybettikleri sağlıklarını geri kazanmak için harcadıkları para yada çabaları çok üzücü çok. En küçük hesabı yapmak çok basit 1.5 ytl ile satın alınan sigaranın bir yıllık maliyeti 540 ytl olarak kayıtlara geçiyor oysa bu para ile yılda iki ay olsun rahatlıkla gıdasını temin edemez mi ya da yıllık 2 ton yakacağı kömürü alabileceği ailesinin ekmek parasını ne yazık sadece bir dumana veriyor insanlar. Sonuçta hep zarar sigaranın tüm dünya ülkelerinde kullanımı azaltılmaya giderken neden bizde tam tersi oluyor bu kadar mı değersiz hayatınız oysa insan iradesiyle kanseri yeniyor ve buna tıp bile akıl erdiremezken ben sadece irademize sımsıkı sarılsak yeneceğimiz ve sonunda gülüp geçeceğimiz kadar basit bir özenti olduğunu düşünüyorum.                

Tüm insanlığa sesleniyorum yasaklarla değil iradenizle kurtulun bu illetten illaki bir doktorun size sigara yasak demesi mi gerek o zaman çok geç kalınmış olabilir belki !         Gelin şu andan itibaren sağlık için hep beraber el ele verip sigarayı bırakalım ne dersiniz ?                                                Tüm insanlığa sağlık ve mutluluk dolu yaşam diliyorum. Sağlığımız için birazcık düşünelim kendimize ve çevremize verdiğimiz zararı unutmayalım diyorum.Doğru ve iyi olanı bilmek ile ; doğru ve iyi olanı yapmak arasında en önemli olan doğru ve iyi olanı yapacak karaktere sahip olmaktır,şunu da unutmamak gerek bir insanı ahlaki olarak eğitmeden sadece zihnen eğitmek topluma büyük  bela kazandırmaktır bence !          Bu satırları yaklaşık bir yıl önce Süleyman beylerin sitesine yazmıştım ve bir türlü insanların şu halini anlamış değilim ya da anlayış kıtlığı olan ben miyim sorusu geliyor bazen bana ama düşünüyorum hayır ben haklıyım Yüce mevlanın emanetine sahip olamıyoruz adeta onu kendi ellerimizle fani dünya için gün ve gün eritmeye bütün çabaları zorluyoruz bence gerisi yapılan yanlışlarla dolu yaşam tarzı başka hiçbir şey değil umarım bu yanlış davranışlara birgün keşke demeden önce duyarlı ve tedbirli davranır yaşamın gerçek yüzü ile karşılaşırız inşallah diyorum hayat acı gerçeklerin ta kendisi                                                                                                                                                                                                                                                                                  Saygılarıma                                                                          Orhan GÜNDÜZ          YAZICILAR KÖYÜ YARDIMLAŞMA,DAYANIŞMAVE KALKINDIRMA DERNEĞİ    

Ziyaret Bilgileri
 
Aktif Ziyaretçi3
Bugün Toplam26
Toplam Ziyaret10578
 
Köşe Yazarları
 
ENVER ZENGİN
ALTERNATİF GEÇİM KAYNAKLARI

Sercan KURT
RAMAZAN AYI VE GÜZELLİKLERİ

 
Döviz Bilgileri
 
Kur Alış Satış
Dolar 1.4960 1.5060
Euro 1.9250 1.9400
 
Hava Durumu

 
Duyurular
  Forum Bölümü Güncellendi

Yönetim Kurulu Başkanımızın Mesajı

Üye Aidatları

Kan Bankasına Buradan Ulaşabilrsiniz

 
Enver ZENGİN
 
ENVER ZENGİN
BAŞKAN

 
MERCAN PC
 
 
KAN BANKASI
 

 
KIZILAY
 
 
 
Web sağlayıcı: Yurdum Yazılım